Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

GİZLİCAM

Yazılar

Günün fotoğrafı indirim yapan havuzdan geldi

Günün fotoğrafı indirim yapan havuzdan geldi

 

İzmir’in Balçova ilçesindeki
termal tesislerde yer alan su parkı ve havuzlarda çeşitli günlerde
uygulanan indirimlere vatandaşların ilgi gösterdiği bildirildi.
Balçova Termal Tesisleri Genel Müdürü Turabi Çelebi, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, tesislerin bünyesinde yer alan su parkı ve
havuzlardan faydalanmak isteyenler için hafta boyunca çeşitli indirimler
uyguladıklarını, bu indirimlere vatandaşların ilgi gösterdiğini söyledi.
Her Salı öğrencilere, her cuma ailelere, her cumartesi kadınlara çeşitli
indirimler yaptıklarını, Çarşamba günlerini ise "Halk Günü" olarak
ilan ettiklerini ifade eden Çelebi, İzmirlilerin tesisleri, bir buluşma
ve eğlence mekanı olarak kullandığını dile getirdi.
Çelebi sözlerini şöyle sürdürdü:
"Termal jakuzi, termal havuz, spor alanları, aqua city ve
havuzlarımızla bir kompleks haline geldik. Tesislerimizde yıldan yıla
kalite, güvenlik açısından çeşitli yenilikler yapıyoruz. Tesislerimizde
fitness, yüzme okulu gibi etkinliklerimiz de var."

SU PARKI VE HAVUZLAR

İzmirlilerin yoğun ilgi gösterdiği su parkı ve havuzlarda özellikle
çocukların eğlendiği gözlenirken, sıcak havadan kurtulmak için tesisleri
seçen İzmirliler, su parkındaki kaydıraklarda ve dalga havuzunda vakit
geçiriyorlar. Hafta içi 25 YTL, hafta sonu ise 30 YTL olarak uygulanan
giriş ücretlerine hafta içi saat 16.00’dan sonra da indirim uygulanıyor.
Çarşamba günleri yaklaşık 2 bin kişinin giriş yaptığı tesislerde giriş
ücreti halk günü olduğu için 15 YTL olarak belirlenmiş.

Gümüş’e çıplak fotoğraf şoku!

İkinci Gamze Özçelik vakası mı?...


Gümüş dizisinde Gümüş karakteriyle tanınan oyuncu Songül Öden ile tiyatrocu eşi Canberk Uçucu’nun boşanma davasında şok bir gelişme yaşandı.

Vatan gazetesinden Gülşen Yüksel’in haberine göre; Öden’in rol arkadaşı Kıvanç Tatlıtuğ ile ilişkisi olduğunu iddia eden Uçucu, eşine ait üstü çıplak bir fotoğrafı Yüksel’le yaptığı bir röportajda bilgisayardan göstermişti.

Uçucu “Bu fotoğraf bana mail olarak geldi” demişti. Konuyla ilgili haberin köşemde yayınlanması üzerine Songül Öden’in avukatı Cemal Dayıoğlu, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Dayıoğlu’nun dilekçesinde şu sözler yer aldı: “Canberk Uçucu’nun, Songül’e ait olduğunu ileri sürdüğü çıplak fotoğraf yüzünden Diyarbakır’lı olan, örf ve adetlerine sıkı sıkıya bağlı yaşayan müvekkilem ve ailesi tedirginlik yaşamaktadır. Fotoğraf Canberk tarafından belki gizlice çekilmiş, belki de Songül’ün haberi olmaksızın uyutularak, bilinci kapatılarak -tıpkı Gamze Özçelik olayında olduğu gibi- çekilmiş olabilir. Çünkü Songül Öden böyle bir fotoğrafı hatırlamamaktadır.”

Bu dilekçe üzerine Ankara polisi, geçtiğimiz hafta Uçucu’nun Ankara Batıkent’deki evine ani baskın yaptı. Baskında Uçucu’nun bilgisayarına el konuldu. İnceleme sonucunda bilgisayarda herhangi bir suç unsuruna rastlanmadı. Songül Öden’in avukatı, “Canberk Uçucu, gelişecek olayları tahmin edip bilgisayarından fotoğrafları silmiş olabilir” dedi.,miliyetten

Sepet Aranjman

Cam Aranjman

Cam İçinde 12 Gül

gül, insanı, yaklaştırır

KirmiziGul 5

kırmızı, gül

KirmiziGul 1

kırmızı, güller, tommurcakları

KirmiziGul 12

Ergenekon iddianamesine itiraz

Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan avukat Kemal Kerinçsiz, avukatı aracılığıyla istanbul 13. ağır ceza mahkemesi'ne başvurarak iddianamenin reddine karar verilmesini istedi. Danıştay ve Cumhuriyet Gazetesi saldırılarında yetkili savcılık ve mahkemenin ankara savcılığı ve mahkemeleri olduğu vurgulandı.

Dilekçede, "Darbenin kaynağı olarak gösterilen günlükleri tutan Özden Örnek'in ifadesine dahi müracaat edilmez iken, aynı dönemde görev yapan iki orgeneralin darbe suçlaması ile tutuklanması, işlendiği iddia edilen sözde darbe suçunu ikiye bölerek, sırf bir kısım insanları yargı sürecinin dışında tutmak için bir dönemin ve bazı kişilerin yok kabul edilmesi, bu soruşturmanın siyasal boyutunu açığa çıkarmaktadır" denildi.

Dilekçede, ayrıca dosya kapsamındaki şüphelilerin darbe kapsamında suçlanmaları karşısında, darbe yapılacağı dönemin başta Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün, o dönemi çok iyi bildiğini beyan eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin Dışişleri Bakanı bugünkü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ifadelerinin alınmasında ve sorumluları var ise üzerine gidilmesinde zaruret olduğu belirtildi.

Kerinçsiz'in avukatı Mehmet Demirlek tarafından "Ergenekon" davasına bakacak olan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine sunulan 54 sayfalık dilekçede , iddianamenin Ceza Muhakemesi Kanunu'nun170.maddesine uygun olarak düzenlenmediği öne sürülerek, Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilmesi talep edildi.

İddianamenin kendileri tarafından henüz yasal olarak incelenmesinin mümkün olamadığını belirten Demirlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan açıklamalar, soruşturma boyunca yapılan yayınlar ve şüphelilere sorulan sorular dikkate alındığında iddianamenin CMK 170.maddesine aykırı olarak düzenlendiği bu nedenle reddedileceği kanaatinde olduğunu kaydetti.

DANIŞTAY DOSYASINA BU İDDİANAMEDE YER VERİLEMEZ

Danıştay Saldırısı ve Cumhuriyet Gazetesi'nin bombalanması eylemlerine bu iddianamede yer verilemeyeceğini öne süren Demirlek, " Danıştay'ımıza ve Cumhuriyet gazetesine yapılan menfur saldırılar sonucu işlenen suçları işleyen failler hakkında Ankara 11.Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmış ve açılan dava devam ederken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Ergenekon soruşturması ile ilgili tüm dokümanlar Mahkemeye gönderilmiş ve yapılan incelemede mahkeme Ergenekon soruşturması ile Danıştay kovuşturması arasında hiçbir bağlantı olmadığını tespit etmiştir. Mahkeme bu kararını 13 Şubat 2008 tarihinde vermiş olup, bir kısım tarafların temyizi sonucunda dosya halen Yargıtay aşamasında bulunmaktadır. " dedi

Mahkemenin irtibat görmeyerek birleştirme talebini reddetmesine rağmen, savcılığın bu kararı görmezden gelerek, Ergenekon soruşturmasındaki bazı şüphelilere azmettirici sıfatı verip iddianameyi 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunduğunu anlatan Demirlek, böylece Ankara'da devam etmekte olan davanın İstanbul'a nakletmesi yolunun açıldığını , davanın yasal ve tabii mecrasından çıkartılarak doğal hakim ilkesine aykırı davranıldığını öne sürdü.

Demirlek ayrıca şunlar anlatıldı: "Bu işlem adeta "Ankara'daki Ağır Ceza Mahkemesinden istediğim kararı alamadım ama İstanbul'dan istediğim sonucu ve kararı alacağım" zihniyetini taşımaktadır. Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet Gazetesine atılan bombalar sebebi ile işlenen birlikte soruşturulmasına karar verilmiş ve aynı kişilerce gerçekleştirilmiş olması nedeni ile kovuşturması da birlikte yapılmıştır. Bu aşamadan sonra İstanbul Cumhuriyet Savcılığının elindeki bütün delilleri Ankara 11.Ağır Ceza Mahkemesine gönderip birleşme kararı reddedildikten sonra aynı soruşturmayı 2007/1536 Sayılı dosyasından yürüterek, karardan sonra defalarca müebbet cezası alan Danıştay faili Osman Yıldırım'ın tanık koruma programından istifade etmek amacı ile verdiği hukuki değeri olmayan ifadelere ve zorlanarak elde edilmeye çalışılan gerçek dışı delillere dayanılarak davanın Ankara'dan İstanbul'a taşınması hukuken kabul edilemez.


YENİ DELİL VARSA ANKARA'YA GÖNDERİLMELİYDİ

Danıştay ve Cumhuriyet saldırılarının iddianameye taşınması ile usul hukukun temel kuralları alt üst

edilmiştir.Sayın savcılar bu hukuk dışı tutumları ile adeta Yargıtay'ın temyiz görevine müdahale etmişler, Ankara 11.Ağır Ceza Mahkemesinin kararını tanımaz durumuna düşmüşlerdir. Kaldı ki Ergenekon soruşturmasında ismi geçen şüphelilerin tamamı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ve bu kararlara itiraz edilmeyerek kesinleşmiştir. Bir an için Ankara 11.Ağır Ceza Mahkemesinin 13.2.2008 tarihli kararında kendisine gönderilen delilleri değerlendirerek suçun sübutu bakımından bir irtibat kurmayarak birleştirme talebini reddettikten sonra yeni deliller ortaya çıkmışsa bu delilleri sayın savcıların Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına göndererek bu delillerin, söz konusu savcılıkça değerlendirilerek gerekirse ilgili kişiler hakkında ek iddianame yolu ile kamu davası açılması sağlanabilir ve aynı deliller yine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca Yargıtay'daki dosyaya gönderilerek kararın bozulması sureti ile iki dosyanın birleştirilmesine aksi takdirde, Yargıtay'dan gelecek dosyada dikkate alınarak ek iddianame ile açılan dosyaya devam edilebilirdi. "

İDDİANAME HUKUKA AYKIRI DELİLLERE DAYANIYOR

İddianamenin tamamının hukuka aykırı olarak elde edilen delillere dayandırıldığı ileri sürülerek, savcılığın soruşturma aşamasında elde ettiği delilleri mutlaka muhafaza ederek hâkimin huzuruna getirmesinin zorunlu olduğu kaydedildi. Silahların denkliği kuralı ve çekişmeli yargılama delillerin mutlaka korunarak, muhafaza altına alınmasının zorunlu olduğu belirtilerek, buna karşılık Ümraniye'de 12 Haziran 2007 tarihinde ele geçirilen 27 adet el bombasının mahkeme tarafından alınan kararla imha edildiği belirtildi. Söz konusu imha kararının her yönü ile usule ve yasaya aykırı olduğu anlatılan dilekçede, bombaların suç eşyası yönetmeliğine göre imha edilmeyeceği kaydedildi. Yapılan imha ile davanın delillerinin hukuka aykırı olarak ortadan kaldırıldığı belirtilerek, Ümraniye'deki el bombaları üzerinden çizilen senaryo sonucunda yıllardır kurgulanan Danıştay ve Cumhuriyet Gazetesi saldırıları ile hayali bağlantıların kurulup, mahkemenin önüne getirme imkânının programlandığı iddia edildi.

GÜNLÜKLER İNCELENMEDİ

Soruşturmada önemli delillerin toplanmadığı ve incelemenin eksik yapıldığı öne sürüldü

Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'in günlüklerinin neden soruşturma kapsamına alınmadığı hususunun aydınlatılmadığı kaydedilen dilekçede şöyle denildi: "Soruşturmanın sürdürüldüğü 13 aydan bu yana bütün fırtına eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'in günlüklerinin etrafında kopartılırken ve soruşturma savcısının bu sözde günlükleri delil olarak dosyaya alıp, gerçek olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yoluna gitmiş iken, bu günlükleri soruşturma kapsamının dışına çıkarması emekli olan bir Tuğgeneral, bir albay ve bir kaç subay ve astsubay ile siviller hakkında TCK 312. maddede belirlenmiş bulunan darbe suçlamasında bulunması iddianameyi ciddi bir hukuk belgesi olmaktan uzaklaştırmıştır. Savcılıkça darbe suçlamasının merkezine oturtulan günlükler konusunda soruşturmanın genişletilirken, iddianamede günlükleri soruşturma

dışında tutmak için özel çaba sarf edilmesi, sırf bu günlükleri dosya kapsamından uzaklaştırma amacı ile bu dosya kapsamında tutuklu bulunan emekli orgeneraller Sayın Tolon ve Eruygur'un sadece emekli olduktan sonraki dönemi soruşturmaya dahil edilip, görevde oldukları bölümün soruşturma dışında tutulması, hukuken son derece anlamı ve her türlü şaibeyi içinde barındıran siyasal nitelikte bir tavır olarak değerlendirmekteyiz. Böyle bir soruşturmanın adil olmadığı ortadadır. Günlüklerin soruşturma dışında tutulmuş olması, siyasi iktidarın soruşturma dosyasına duhul ettiğinin önemli göstergesidir. Darbenin kaynağı olarak gösterilen günlükleri tutan Özden Örnek'in ifadesine dahi müracaat edilmez iken, aynı dönemde görev yapan iki orgeneralin darbe suçlaması ile tutuklanması, işlendiği iddia edilen sözde darbe suçunu ikiye bölerek, sırf bir kısım insanları yargı sürecinin dışında tutmak için bir dönemin ve bazı kişilerin yok kabul edilmesi, bu soruşturmanın siyasal boyutunu açığa çıkarmaktadır. Yine aynı dönemde görev yapan Kara ve Hava Kuvvetleri komutanlarının ifadesine dahi müracaat edilmemesinin bu iddianamenin CMK 170/b bendi uyarınca reddi yeterli sebeptir."

BAŞBAKAN'IN İFADESİ ALINMALI

Dosya kapsamındaki şüphelilerin darbe kapsamında suçlanmaları karşısında, darbe yapılacağı dönemin başta Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi özkök'ün, o dönemi çok iyi bildiğini beyan eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ve dönemin Dışişleri Bakanı bugünkü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ifadelerinin alınmasında ve sorumluları var ise üzerine gidilmesinde zaruret olduğu belirtildi.

Bu kare artık arşivde kaldı!

ASO’nun yeni hizmet binasının açılışına TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu katılmadı.



1ASO’nun yeni hizmet binasının açılışına TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu katılmadı.

‘Kriz mriz diyorlar ne krizi ya’

Erdoğan 2008’in ilk çeyreğinde 167 bin otomobil satıldığını hatırlatarak “Kriz mriz diyorlar ne krizi ya?” diye konuştu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin refah seviyesini göstermesi bakımından satılan otomobil rakamlarını örnek vererek, 2007 yılında 357 bin adet otomobil satıldığını söyledi. Erdoğan, “2008 yılının ilk çeyreğinde satılan otomobil sayısı 167 bin. Kriz mriz diyorlar, ne krizi ya?” dedi. Başbakan Erdoğan, Ankara Sanayi Odası’nın (ASO) yeni hizmet binasının açılışına katıldı. Binanın hayırlı olmasını isteyen Erdoğan, binanın söz verildiği gibi 1 yıl içinde bitirilmiş olmasının da bir kararlılığı gösterdiğini söyledi. Erdoğan ASO binasının kendileri için bir simge olduğunu söyleyerek binayı yapan firmaya teşekkür etti.



Ekonomideki büyüme oranlarını aktaran Erdoğan, Türkiye’nin 25 çeyrektir büyüdüğünü söyledi. Erdoğan, ilk büyüme rakamlarının açıklandığı zaman “hormonlu büyüme, sanal süreç” eleştirilerinin yapıldığını anımsatarak, “Herhalde 25 çeyrektir devam eden bir sanal süreç olmaz” dedi.

Türkiye’yi pazarlıyoruz

Türkiye ekonomisinin zaman içindeki büyümesini ekonomik göstergeler ve rakamlarla açıklayan Erdoğan, “Bu bir heyecandır dağ taş demeyeceğiz, bu işin deli divanesi olacağız. O zaman bu iş olur. Ama yok ben burada oturayım, Ankara’ya kapanayım, gelip beni bulsunlar derseniz kusura bakmayın sizi kimse gelip bulmaz” dedi. “Türkiye’yi pazarlıyoruz” dedikleri zaman nasıl bu ifadeyi kullanırsın“ eleştirilerine maruz kaldıklarını söyleyen Erdoğan, şöyle konuştu:



”Evet biz ülkemizi pazarlıyoruz. Ülkemizin güzelliğini, ürünlerini, beyin gücünü pazarlıyoruz. Bunların hepsinin rantı ülkemize dönüyor. Ülkemizde bakıyorsunuz ki gayri safi yurt içi hasıla neredeydi şimdi nerede?
Erdoğan, Türkiye’nin 500 milyar dolar borcun olduğu söylemlerine de yanıt vererek, “Yeni yeni borç rakamlarıyla halkı aldatamazsınız. Bu ülkenin gerçek bağlamda kamu net borç stokları, her şey ortadadır. Bunu bu işin içinde olanlar gayet iyi bilir” dedi.