Öğretmenle müdür arasındaki taciz davasındaki garip ifadeler: Nasılsa elime düşeceksin, kimse karışamaz!
İstanbul'da,
müdürü tarafından sözlü tacize uğradığı iddiasıyla savcılığa giden
bilgisayar öğretmeni: Psikolojik tedavi görüyorum..
İstanbul
Gaziosmanpaşa Hüseyin Ersu İlköğretim Okulu bilgisayar öğretmeni D.A.,
okul müdürünün sözlü tacizleri yüzünden psikolojik tedavi görmeye
başladığını belirterek suç duyurusunda bulundu. Genç öğretmen,
kendisine bir zarar vermemesi için refakatçi eşliğinde dolaşıyor.
14
Şubat 2007'de bilgisayar öğretmeni olarak göreve başlayan D.A., 10 ay
boyunca çalıştığı okulda yaşadığını iddia ettiği tacizi, Gaziosmapaşa
Kaymakamlığı'na ve Milli Eğitim İl Teftiş Kurulu'na bir rapor halinde
sundu. Bunun üzerine de soruşturma başlatıldı.
'SAÇINI BEN YAPTIRAYIM'
D.A.,
okul müdürünün, "Sen bu okulun en akıllı öğretmenisin. Parayı seversin.
Saçma sapan kuaförlere gidiyorsun. Etiler'de kuaföre götürüp saç
modelini benim istediğim gibi yaptıracağım" dediğini de ileri sürdü.
A., Adapazarı'ndan ilk geldiğinde müdür tarafından bulunduğu ileri
sürülen ev arkadaşı öğretmenin, sevgilisini eve getirmesinden duyduğu
rahatsızlığı ilettiğinde de müdürün, "Niye onları kıskanıyorsun? Onlar
salonda sevişiyorsa sende odanın kapısını kapatıp çıkmayacaktın"
dediğini iddia etti.
Cemal Yavuz'un bilgisayarını tamir etmesi
için zorla evine çağırdığını da savunan D.A., okulunun kendi başvurusu
üzerine bir dönemliğine değiştirilmesi üzerine de müdürün kendisini,
"Bir dönem sonra elime düşünce ne yapacaksın bakalım. Kimse işime
karışamaz" diye tehdit ettiğini öne sürdü.
Sabah,,kaynak,vatan
Babasını 5 kurşunla öldüren gençten mahkemeye mektuplu itiraf:
DHA
ADANA'da
42 yaşındaki babası Mehmet Yılmaz'ı tabancayla öldürmek suçundan
yargılanan 19 yaşındaki Salih Can Yılmaz, mahkemeye şok itirafların yer
aldığı bir mektup gönderdi. Annesinin kendisine uyuşturucu hap
içirterek, babasını öldürttüğünü iddia eden Yılmaz, "Babamı annem
öldürttü. Annemin de cezasını çekmesini istiyorum" dedi.
Susurluk'a
kadar uzanan Tarzanlar Çetesi'nin elebaşı İskender Gürler'i öldürmek
suçundan 8 yıl cezaevinde yattıktan sonra tahliye olan Şirinler
Çetesi'nin tetikçisi Mehmet Yılmaz, 28 Eylül 2007'de yatıp kalktığı
İnönü Caddesi'ndeki Aksoylar İnşaat'ın 2'inci katında, oğlu Salih Can
Yılmaz tarafından 5 kurşunla öldürüldü. Baba katili Yılmaz, `Selamun
Aleyküm, Ben vurdum, beni affedin', arka yüzünde ise `Hak etmişti,
hakkını aldı. Pislikti, hayatımı pisliğe bulaştırdı. Annemi kullanıp
kötü yola attı, bana küçükken tecavüz etti' diye yazdığı notu, cesedin
bulunduğu odadaki sehpanın üzerine bıraktıktan sonra kaçtı, 30 Ekim
2007'de Mersin'de yakalanarak tutuklandı.
ANNEM AZMETTİRDİ
Adana
4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası
istemiyle yargılanan baba katili Yılmaz, mahkemeye babasını
öldürmesiyle ilgili itirafların yer aldığı mektup gönderdi. Yılmaz,
Mersin Cezaevi'nde yeterli personel olmadığı için duruşmasına
getirilemezken, gönderdiği mektubu Mahkeme Başkanınca okundu. Daha
önceki duruşmalarda, babasını annesi Fatma Polat'ın gözünü kör ettiği
ve kendisine tecavüz ettiği için öldürdüğünü öne süren Yılmaz, itiraf
mektubunda bu savunmasını yalanladı. Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve
Hastalıkları Hastanesi'nden akli dengesinin yerinde olduğu yönünde
rapor da gelen baba katili Yılmaz, mahkemeye gönderdiği mektupta,
babasını annesinin kendisine uyuşturucu hap içirtip, eline tabanca
vererek öldürttüğünü iddia ederek şöyle dedi:
"Samimi itirafta
bulunmak istiyorum. Vicdan azabı çekiyorum. Daha önceki ifadelerim
doğru değildir. Yıllar önce babam annemi yaraladı. Baskısı sonucu da
kötü yola düştü. Annemin yanında kalıyordum. Çocukluğumdan bu yana
annem bana `babanı öldüreceksin' baskısı yapıyordu. Ortaokula giderken
annem, beni uyuşturucu hap ve esrara alıştırdı. Babam adam öldürmek
suçundan cezaevine girip çıkmıştı. Annem beni babamı öldürmem için
yanına gönderdi. Babamı çok sevdiğim için yapamadım. Annemin yanına
döndüm. Annem de `git öldür' diye yanına yolluyordu. 2007'de doğum
günümde bana hediye olarak uyuşturucu hap, bir de silah getirdi. Ben de
aldım. `Bunu babanı öldüreceğin gün içersin. Ben sana gününü
söyleyeceğim' dedi. Olay günü 5 tane hapı içirdi. Elime bir de silah
verdi. Haplar etkisini gösterince kendimi canavar gibi hissettim. Babam
bana `uyumadın mı?' dedi. Ben de seni öldüreceğim' diyerek tabancayı
ateşleyip öldürdüm. Pişmanım. Vicdan azabı çekiyorum. Annemin de
cezasını çekmesini istiyorum."
Mahkeme savcısı, bu mektup
üzerine katil zanlısı Yılmaz'ın annesi Fatma Polat hakkında dava açılıp
mahkemeye gönderilmesini talep ederken, mahkeme heyeti, dosyayı anne
hakkında dava açılıp açılmayacağı konusunda görüş sorulması için
Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdi.
Duruşma tanıkların dinlenmesi için ertelendi.,kaynak,vatan
Ruhat MengiAKP’nin çok sayıda genel başkan yardımcısı var ama nedense tek konuşan Dengir Mir Mehmet Fırat.
O
hep başrolde, hatta son zamanlarda adeta Başbakan Erdoğan’a “yolsuzluk
savunmaları, medyaya boykot çağrıları, öfkeli ve hakaretamiz tutumu”
nedeniyle yönelen tepkileri paratoner gibi üstüne çekme görevini
üstlenmiş duygusu yaratıyor insanda...
Devamlı sivri cümleler
kullanarak, dikkat dağıtacak önemli başka gündemler yaratarak, bunu
yaparken neredeyse kendini bile feda ederek cansiperane mücadele
veriyor Genel Başkan’ı için...
O siyasetçi, ben gazeteci
olduğumuz için elbette ikimiz de görevimizi yapacağız, yolsuzluklar
varsa ben üstüne gideceğim ve gerçeğin ortaya çıkmasını elbette
isteyeceğim ama kişisel olarak sempati duyduğum biridir Sayın Fırat...
Geçmişte
babamla aynı dönemlerde ve aynı partide Adalet Partisi’nde siyaset
yapmış olmasının, onu tanımasının, kendisiyle iki kez kamera önünde ve
arkasında sohbet etmiş olmamın da rolü var bunda...
Bu nedenle
“artık sussa onun için daha iyi olur” diyorum. Son olarak “Erdoğan’la
Baykal’ın yolsuzluklar konusunda bir televizyon tartışmasında yer
almasının mümkün olmadığını” söylemiş, buna neden olarak da “Birinin
başbakan, diğerinin 90 milletvekili olan bir partinin genel başkanı
olmasını, eşit konum da olmamalarını” göstermiş. Yani “pes” demekten
başka bir şey bırakmıyor insana...
Hangi demokrat anlayışa (veya
hangi demokrasi anlayışına) sığar acaba “Bir başbakan, ana muhalefet
partisi lideriyle tartışamaz, çünkü eşit değiller... Çünkü birinin daha
az milletvekili var” demek?
Bu “çoğulcu” mu yoksa “çoğunlukçu”
bir anlayış mıdır? Çoğunlukçu ise demokrasiyle ilgisi olabilir mi,
yoksa aynı anlayış “çoğunluk bende istediğimi yaparım” düşüncesini de
mi içerir?
Siyasetçinin, hele de iktidar partisi “Genel Başkan Yardımcısı”nın ağzından çıkan her cümle, her söz önem taşır.
Dengir Mir Mehmet Fırat konuştukça yanlışa sürükleniyor, hiç değilse bir süre susmalı.
Başbakan kendi adına konuşabilir herhalde, değil mi?
***
Gül o masada olmamalıydı!
Yazınca “yazdı” diye kızıyorlar ama hangi iktidar döneminde olsa bunları yazardım, hata üstüne hata yapılıyor.
Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül New York’ta Türk Kültür Merkezi’ndeki iftar yemeğinde
insanlık suçu işlediği, kendi yurttaşlarına soykırım yaptığı, 20 bin
kişiyi öldürttüğü için tüm dünyanın tepkisini toplamış olan
Zimbabwe’nin diktatör Devlet Başkanı Mugabe ile aynı masaya oturdu.
Fatih
Çekirge dünkü yazısında “Clinton’ın da Gül’le aynı masada oturmasının
planlandığını ancak Mugabe’nin o masada olacağını öğrenince
Clintonların bu fotoğrafa girmek istemediğini” anlattı.
Ayrıca
başta New Jersey Valisi olmak üzere birçok üst düzey ABD yetkilisi de
son anda aynı nedenle yemeğe katılmaktan vazgeçmişler.
Duruma
bakın, Clinton şu anda Başkan değil ama Gül Türkiye Cumhurbaşkanı,
Clinton “o fotoğrafta olmamayı” hesaplayabiliyor ama Gül hiç
umursamıyor.
Oysa kesinlikle önceden düşünmeliydi, düşünemiyorsa
Dışişleri bürokratları onu uyarmalıydı. Türkiye’nin itibarı da maalesef
son yıllarda her konudaki dikkatsizlik ve özensizlikten nasibini aldı.
Eğer
Gül bu yanlışı “BM geçici güvenlik konseyi üyeliği” adına yapıyorsa çok
yazık. Mugabe denen acımasız diktatörün Afrika ülkelerinde de
sevilmeyeceğini bilmesi gerek... Ayrıca sevilse ne olur, böyle birinden
gelecek hayır hiç gelmesin daha iyi.
İmaj sıfırın altındadır sayın seyirciler!
***
Çankaya Belediye Başkanı da soruşturulsun!
Türkiye’nin
“temiz eller operasyonu” bir türlü başlayamadı ama “Şaban
Dişli+Belediye”nin yolsuzluğu ile Deniz Feneri bağış skandalı şükürler
olsun ki artık bu operasyonu kaçınılmaz hale getirmiş görünüyor.
Daha
CHP’li Çankaya Belediye Başkanı’nın “belediye meclis üyelerinin rüşvet
almaları” ile ilgili sözleri yayınlanmadan önce birkaç kez ’Fırsat bu
fırsat tüm belediye ihaleleri ve başkanların seçildikten sonraki mal
varlığı değerleri incelensin’diye yazmıştım.
Baykal “Kim yaparsa yapsın yanlışın üzerine giderim. Konuşması incelenip rapor yazılsın” diye talimat vermiş partisine.
“AKP’li belediyelerle ilgili yüzlerce ‘belgeli iddia’ var, onlar da aynı hassasiyeti göstersin” diyor...
Çok
haklı, buradan başlayarak her partiden tüm belediyeler, ihaleler,
ihalesiz verilen petrol boru hatları, “Bizim Çalık”a keyfi verilen
rafineri işleri araştırılsın.
“Temiz Eller”i bu kez kaçırmayalım, bunlar buzdağının sadece görünen kısmı!,,kaynak,vatan
| Güngör Mengi |
| Yazara ulaşmak için : gmengi@gazetevatan.com |
Fark burada!
Siyasal İslâm zeminindeki tartışmalar yıllarca dincilik ile dindarlık arasındaki farka sıkıştı.
Gerçekler ağız kalabalığı arasında kaybedildi.
Deniz Feneri’nin hiç olmadıysa bu konudaki aydınlanmaya faydası olmuştur.
Dindarlık
ile dincilik arasındaki fark, muhtaçlara parası ile beraber yüreğini
uzatan insanlarla, o paraları siyasi ve ticari çıkar için çalan çırpan,
dolandıran insanlar arasındaki farktır.
Çoğumuz bu tiplerin Atatürk’e niçin düşman kesildiklerine akıl erdiremeyiz.
Oysa çaresizliğe düşmüş bir topluma Allah’ın yapabileceği en etkili yardım Atatürk gibi bir dehayı yaratıp göndermesidir.
Nitekim
Atatürk yabancı boyunduruk altına giren Türk milletine özgürlüğünü ve
bağımsızlığını, dinimize de lâyık olduğu yüce ve saygın konumunu
yeniden kazandırmıştır.
Bu yaptıklarından dolayı gerçek dindarlar Atatürk’e ancak şükran ve hayranlık duyabilirler.
Millete ve dine yapılan bu eşsiz hizmete nankörlük ve düşmanlık edenler dincilerdir.
Dincilere Atatürk de düşmandı ve gerçeği o zamandan görmüştü:
“Softa
sınıfının din simsarlığına müsaade edilmemelidir. Dinden maddi menfaat
temin edenler iğrenç kimselerdir. İşte biz bu vaziyete muhalifiz ve
buna müsaade etmiyoruz.”
Demokrasi bize niçin lâzım?.
Halkı soyan din bezirgânı iğrenç kimselerden Atatürk gibi kurtarıcılara muhtaç olmadan korunabilmek için...
Önümüzde
yerel yönetimlerin yenileneceği bir seçim var. Halk kutsal değerleri
sömürenleri korumaya devam etmenin AKP’ye pahalıya mal olacağını geç
kalmadan belli etmelidir.
AKP iktidarı hem dindarların hem dincilerin oylarını birlikte alabileceği rahatlığını asla duymamalıdır.
Bunu başaramayan bir toplum demokrasiye lâyık olamaz, onurunu koruyamaz.
Nasrettin Hoca evi soyulduğu zaman tedbirsizliğini eleştiren komşularına “Hırsızın hiç mi suçu yok?” diye sitem etmiş.
İleride doğacak perişanlığa iktidar sözcüleri “Ev sahibinin hiç mi suçu yok?” diye bahane üretememelidir!
Bayramın ülkemize esenlik, milletimize birlik, barış ve mutluluk getirmesini diliyoruz.
***
İzmir’e zavallı tedbir
Başbakan “Gâvur İzmir” demişti Maliye Bakanı bizce daha büyük çam devirdi.
“Yerel seçimde AKP İzmir’de iddialı mı?” sorusuna şu cevabı verdi:
“İzmir’i artık teslim almamız lâzım. İstenilen konuma getirmek için AK Parti’nin İzmir’i teslim alması gerekir.”
Teslim almak zaptetmektir. Temelinde de gücün kötüye kullanılması yatar.
Unakıtan’a sormalı:
İzmir’i kazanmaktan bu kadar mı umudu kestiniz?
Yoksa siyanürlü su şantajı İzmirli’yi teslim olmaya zorlamak için düşünülmüş bir zavallı tedbir midir?,,,kaynak,vatan |
Coşkun YAMAN/BALIKESİR, (DHA)
BALIKESİR’in
en işlek yerlerinden Anafartalar Caddesi’nde dergi satışı yapan Türkiye
Komünist Partisi (TKP) üyelerine, belediye zabıtası tarafından kaldırım
işgal cezası verildi. AKP’li belediyenin uygulaması Balıkesir’de
tartışmalara neden oldu.
TKP’li gençler, parti merkezinin de
bulunduğu Anafartalar Caddesi’ndeki Sayar İş Merkezi’nin önünde ‘AKP’ye
karşı sol’, ‘AKP’nin yolsuzluklarına dur diyenlerin dergisi’ diyerek
‘Sol’ adlı dergiyi satmaya başladı. Kaldırımda sürekli gelip giden ve
vatandaşlara dergi alıp almayacaklarını soran TKP’lilerin çalışması
zabıta memurlarının dikkatini çekti. Kısa sürede bölgeye ulaşan zabıta
ekipleri, kaldırımı işgal ettikleri gerekçesiyle 5 partiliye 62’şer
YTL’den toplam 310 YTL ceza kesti. Ancak TKP’liler, dergiyi aynı yerde
satmaya devam etti. Parti yöneticilerinden Erkan Altuner de gençlerle
birlikte dergi satmaya geldi. Zabıta ekipleri dergi satışı başlayınca
bir kez daha ortaya çıktı. Taraflar arasında dakikalarca süren tartışma
başladı. Bu arada zabıtalardan biri dergi satışı yapan partililerin
fotoğraflarını çekti. Partililer de kendilerinin fotoğrafını çeken
zabıtayı görüntüledi. Zabıtanın çağrısıyla önce sivil polisler,
ardından yunus ekipleri bölgeye sevk edildi. Ancak yine de TKP’lilerin
dergi satışı engellenemedi. Zabıta ekipleri TKP’lilere bir kaç kez daha
62’şer YTL ceza yazdı. Cezaların toplamı bin YTL’ye ulaştı.
‘AKP KARŞITI OLDUĞUMUZ İÇİN’
TKP
Balıkesir yöneticilerinden Erkan Altuner, siyasi çalışmalarının AKP’li
belediye ve zabıtaları tarafından engellenmeye çalışıldığını
kaydederek, “Hukuksal olarak haklarımız var, siyasi partiler yasasının
bize verdiği haklar var. Biz onu kullanıyoruz. Yaptıkları iş kanuna
dayanmıyor. Dergi sattığımız için değil, AKP karşıtı olduğumuz için
bize zorluk çıkarıyorlar. Bizim çalışmamız devam edecek. Arkadaşlarımız
dergiyi satmaya devam edecek” dedi.
‘CEZALARI ÖDEMEYECEĞİZ’
Zabıtanın
yazdığı cezaları ödemeyeceklerini açıklayan Altuner, “Biz bir siyasi
partiyiz. Ancak bize bir dilenciye, işportacıya yaptıkları muameleyi
yapmaya çalışıyorlar. Tutturabilecekleri bir kanun maddesi, hukuksal
bir dayanakları yok. Yürütmenin durdurulması için bir üst mahkemeye
başvuracağız” diye konuştu. Altuner, zabıta ekiplerinin polisleri
çağırmasına da tepki göstererek şöyle devam etti:
“Resmen
provokasyon yapıldı. Polisler motosikletlerle etrafımızı sardılar. Bu
memleketi dolandıranlar bizler değiliz. AKP’lilerin yolsuzlukları
ayyuka çıkınca acısını bizden çıkarmaya çalışıyorlar. Biz sadece siyasi
çalışma yapıyoruz. Yurtseverleri terörist ilan ettiler, yüzyıllardır bu
böyle devam ediyor.”
Balıkesir Belediyesi zabıta ekipleri ise,
vatandaşların şikayeti üzerine olay yerine geldiklerini, kaldırım işgal
edildiği için ceza kestiklerini ve uygulamanın doğru olduğunu savundu.
MİLLİ PİYANGOCULARA DA CEZA KESMİŞLERDİ
Balıkesir
Belediyesi Zabıta ekipleri bir süre önce sabit noktada satış
yapmalarını yasakladıkları bazı seyyar Milli Piyango satıcılarına da
banklara oturup satış yaptıkları için, 62 YTL ‘bank işgal’ cezası
kesmişti. Bu ceza da tartışma konusu olmuştu.,kaynak,vatan
| Nerdun HACIOĞLU/MOSKOVA |
| |
ABD’de patlak veren mali krizin etkisiyle küresel çalkantılar devam
ederken, Rusya bu krizden en fazla nasibini alan ülkelerden biri oldu.
1998 krizinden sonra Rusya’da iktidara gelen Başbakan Vladimir Putin’i
şimdi yeni, kendi devlet başkanlığı döneminde yaratılmış büyük
problemler bekliyor. İşte son kritik gelişmeler.
Dünyadan farklı olarak Rusya’yı pençesine alan şimdiki mali kriz geçtiğimiz pazartesi ABD’den gelen haberlerden çok önce, Kafkas savaşıyla patlak verdi. Rusya’nın Kuzey Kafkaslar bölgesinde ciddi bir maceraya girdiğini gören yabancı sermaye çekilmeye başladı. Rusya piyasası ilk darbeyi buradan aldı. 11 Ağustos tarihinden sonra bir hafta içerisinde Rusya borsası yüzde 18 değer kaybederken, 20 milyar dolar sıcak paranın da kaçtığı söyleniyor.
İkinci darbe
Rusya mali sistemine ikinci darbe yine Kafkaslar’daki gelişmelere ilgili oldu. 26 Ağustos tarihinde Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev, Gürcistan’dan tek taraflı ayrıldıklarını ilan eden Güney Osetya ile Abhazya bağımsızlıklarının Rusya tarafından tanındığını açıkladı. Rusya borsasında tekrar büyük düşüş kaydedilerek, önceki kayıplarla birlikte RTS endeksi bir ay içinde yüzde 45 düşüş tespit etti.
’Oligarklar’ rahatsız
Bu noktadan sonra, Rusya
ile batılı liderler arasında "Yeni soğuk savaş" ifadeleri duyulunca
yabancı sermaye bir yana Rus para babası oligarklar da piyadan
çekilmeye başladı. ABD’
kaynaklı kriz haberleri Moskova’ya ulaştığında Rus borsası zaten yüzde
50, MICEX ise yüzde 40 seviyelerinde erimişti. Medvedev, "Rusya’ya
karşı ekonomik yaptırım uygulamayı düşünenler varsa büyük hata yaplar. Rusya muz cumhuriyeti değildir" uyarısı yaptı.
Gazprom eridi
Geçtiğimiz salı sabahı, Rus Merkez Bankası tarafından sistem oluşturan kilit bankalara 18 milyar dolar pompalandı ve Rusya’nın
Menkul Kıymetler Borsası RTS yükseliş beklentisiyle kapılarını açtı.
Ancak saedce 20 dakika etkili olan bu hamlenin ardından, Rusya borsaları tarihinin en büyük düşüşünü gördü. Borsa kapandığında bir ay önce 360 milyar dolar değere ulaşan Rusya ekonomisinin amiral gemisi Gazprom şirketi 210 milyar dolar değer kaybederek sermayesi 150 milyar dolara düştü.,,kaynak,,hürriyet
|
| Ayşegül AKYARLI GÜVEN |
| |
İngiltere’nin 5’inci büyük bankası Lloyds önceki gece 6 numaralı
rakibi HBOS’u 12 milyar pounda (22 milyar dolar) satın aldı. Piyasalar
bu haberle rahatlamaya hazırlanırken, bu kez de Morgan Stanley’in zor
durumda olduğu ortaya çıktı. Dünyanın en büyük yatırım bankalarından
biri olan Morgan Stanley, hisselerindeki hızlı düşüş nedeniyle önce ABD
hükümetinden, ardından Çin hükümetinden yardım istedi.
İNGİLTERE’nin en büyük konut kredisi sağlayıcısı olan Halifax’ın
ve Bank Of Scotland’ın sahibi olan HBOS Grubu, rakip şirketi Lloyds’un
sahipliğine ’evet’ demek zorunda kaldı. İngiltere’nin 5’inci büyük
bankası Lloyds TSB, önceki gece 6 numaralı rakibi HBOS’u 12 milyar
pounda (22 milyar dolar) satın aldı. Lloyds bu hamlesi ile hem
perakende bankacılığındaki yerini güçlendirmeyi, hem de ülkenin en
büyük mortgage kredi sağlayıcısını büyük bir krizden kurtarmayı
başardı. Piyasalar ’HBOS sorunu büyümeden çözüldü’ diye rahat bir nefes
almaya hazırlanırken, bu kez de Morgan Stanley’den kötü bir haber
geldi. Morgan Stanley, içinde bulunduğu durumdan kurtulmak için önce ABD, ardından da Çin hükümeti ile görüşmeye başladı.
Citigroup reddetti
Morgan
Stanley’in CEO’su John Mack, salı günü Lehman Brothers’ın ardından
eriyen hisseleriyle ilgili olarak Citigroup CEO’su Vikram Pandit’le
görüştü. Ancak "Ya birleşecek bir partner buluruz. Ya da başaramayız"
diyen Mack, Pandit’ten olumlu bir sinyal alamadı. Bunun üzerine Mack,
önce ABD Hazine Bakanı Henry Paulson’la, sonra da ABD’nin SPK’sı SEC’in Başkanı Christopher Cox’la görüşerek yardım talebinde bulundu.

Çin alternatifi
Bu
yardım talebinin ardından Morgan Stanley, kriz nedeniyle kendisi de
birçok problem ile başa çıkmaya çalışan Wachovia’dan bir teklif
telefonu aldı. Bir yandan bu görüşmeye başlayan Morgan, diğer yandan da
Çin’in
devlete ait en büyük yatırım şirketi Citic Group (Çin Uluslararası
Yatırım Kurumu) ile de masaya oturdu. Singapur’da bir devlet yatırım
şirketinin de Morgan ile anlaşmak konusuna olumlu baktığı haberleri
geliyor.
Brown devrede
Bu arada Lloyd
ile içinde bulunduğu sorunları aşmayı playan HBOS için, İngiltere
Başbakanı Gordon Brown ve birçok bakanın dvreye girdiği öğrenildi.
Finansal Servisler Kurulu HBOS için tek alıcı Lloyds olmasına karşın
içinde HSBC’nin de yer aldığı sayısız banka ile bağlantı kurdu.
Birleşme çalışmalarının yıl sonuna kadar sürmesi öngörülürken, hisse
başına 2.3 sterlin karşılığında satılan HBOS, verdiği krediler
açısından hálá risk taşıyor. Birleşme sonucunda iki bankanın toplam
mortgage kredi hacmi 335.1 milyar pounda ulaşacak. Bu rakam toplam
pazarın yüzde 28’ini oluşturuyor. Birleşme ile 1 milyar dolar mali
tasarruf elde edecek olan bankalarda halen 139 bin kişi çalışıyor.
Rusya’da borsa bugün açılıyor
SİYASİ
yönetimin iki gün önce "dur" emriyle kapatılan borsa, bugün açılış
denemesi yapacak. Salı günü yüzde 17’lik düşüşün ardırdan borsa,
çarşamba sabahı bir açılış denemesi yapıp yine kapanırken, dün hiç
açılmadı. Rusya
Maliye Bakanı Aleksey Kudrin, İnterfax ajansına yaptığı açıklamada Rus
RTS ile MICEX borsasının cuma sabahı kapılarını açacağını duyurdu. Bu
arada dün Merkez Bankası piyasadaki nakit açlığını giderebilmek için
özel İstikrar Fonlardan 80 milyar dolar daha ayırdığını ilan etti. Dün
gün boyunca merkezin verdiği parayla kısıtlı işlem yapan Rusya borsasında bankalar arasında kredi dengesi sağlanmaya çalışıldı.
Goldman WaMu’ya ortak arıyor
SEATTLE merkezli yatırım bankası Washington
Mutual da, krizde tek başına ayakta kalamayacağı endişesiyle birleşme
yollarını aşındırmaya başladı. WaMu’nun birleşme için yardım aldığı
Goldman Sachs’ın Citigroup, JPMorgan Chase ve Wells Fargo ile
görüşmelere başladığı iddia ediliyor. Ancak milyarlarca dolarlık kötü
varlığa sahip firmaya teklif vermek konusunda ikna olan herhangi bir
firmanın bulunup bulunmadığı ise henüz bilinmiyor. Analistler ise
konuya çok olumlu bakmıyor.,,kaynak,,hürriyet
|
| |