Yazılar
Michelle Hunziker
07 Temmuz 2008 08:57 | ays1938 | 0 fav | 0 yorum
| etiket:
ünlü isviçre'li model michelle hunziker plajda yakalandı..
Michelle Hunziker
Ünlü İsviçre'li model Michelle Hunziker plajda yakalandı..
Avrupalı bankaların 90 milyar euroya ihtiyacı var
07 Temmuz 2008 08:46 | ays1938 | 0 fav | 0 yorum
| etiket:
bankanın
,
gündem
,
haber
,
her
,
ihtiyacı
,
ne
,
var
,
yazıkki
Kredi
krizinin yabancı bankalara faturası her geçen gün kabarıyor. Yatırım
bankası Goldman Sachs, Avrupa bankalarının kredi piyasalarındaki düşüş
ortamında finansal rasyolarını koruyabilmesi için 60 ila 90 milyar
euroya ihtiyaç duyabileceğini açıkladı
ABD’de ortaya çıkan kredi krizi Avrupalı bankaları da olumsuz etkilemeye devam ediyor. Uluslararası yatırım bankası Goldman Sachs, Avrupa bankalarının kredi piyasalarındaki düşüş ortamında finansal rasyolarını cari seviyelerde tutubilmek için 60-90 milyar euroya ihtiyaç duyabileceğini açıkladı. Banka yatırımcıları için iki ana endişe kaynağı olduğuna dikkat çekilen Goldman Sachs’ın raporunda, “Bunlar düzenleyici baskılar ve Avrupa kredi döngüsündeki keskin dönüş. Düzenleyici baskılara ek olarak kredi kayıplarının 1990’ların başındaki seviyelere dönmesi halinde bankaların sermaye ihtiyacı 90 milyar euroyu bulabilir” denildi. Mortgage krizi nedeniyle bugüne kadar toplam 38 milyar dolar zarar yazan İsviçreli bankacılık devi UBS, yılın ikinci çeyreğinde, yeni bir büyük zarardan, büyük vergi kredisiyle kurtulacağını tahmin ettiğini bildirdi.
UBS, ikinci çeyreği başabaş veya hafif zararla kapatmayı umduğunu ve buna 2.96 milyar dolarlık vergi kredisinin katkısının olacağını belirtti. Moody’s’in dün kredi notunu düşürdüğü UBS, piyasaların daha da kötüleşmesinin yatırım bankacılığı bölümünün daha önce açıklanan riskli pozisyonlarında değer düşüklükleri yazılmasına ve zarara yol açtığına dikkat çekti. UBS’in 2.5-7.5 milyar dolar daha zarar yazacağı ve yeni sermaye artırımına ihtiyacı olacağı söyleniyordu.
Kriz en çok UBS’i vurdu
Kurum Zarar (milyar dolar)
UBS 38
Merrill Lynch 25.1
Citigroup 23.9
HSBC 12.4
Morgan Stanley 11.7
IKB Deutsche 9
Bank of America 8.2
Deutsche Bank 7.4
Credit Agricole 6.5
Credit Suisse 6.3
Washington Mutual 5.8
JPMorgan Chase 5
Wachovia 4.9
ABD’de ortaya çıkan kredi krizi Avrupalı bankaları da olumsuz etkilemeye devam ediyor. Uluslararası yatırım bankası Goldman Sachs, Avrupa bankalarının kredi piyasalarındaki düşüş ortamında finansal rasyolarını cari seviyelerde tutubilmek için 60-90 milyar euroya ihtiyaç duyabileceğini açıkladı. Banka yatırımcıları için iki ana endişe kaynağı olduğuna dikkat çekilen Goldman Sachs’ın raporunda, “Bunlar düzenleyici baskılar ve Avrupa kredi döngüsündeki keskin dönüş. Düzenleyici baskılara ek olarak kredi kayıplarının 1990’ların başındaki seviyelere dönmesi halinde bankaların sermaye ihtiyacı 90 milyar euroyu bulabilir” denildi. Mortgage krizi nedeniyle bugüne kadar toplam 38 milyar dolar zarar yazan İsviçreli bankacılık devi UBS, yılın ikinci çeyreğinde, yeni bir büyük zarardan, büyük vergi kredisiyle kurtulacağını tahmin ettiğini bildirdi.
UBS, ikinci çeyreği başabaş veya hafif zararla kapatmayı umduğunu ve buna 2.96 milyar dolarlık vergi kredisinin katkısının olacağını belirtti. Moody’s’in dün kredi notunu düşürdüğü UBS, piyasaların daha da kötüleşmesinin yatırım bankacılığı bölümünün daha önce açıklanan riskli pozisyonlarında değer düşüklükleri yazılmasına ve zarara yol açtığına dikkat çekti. UBS’in 2.5-7.5 milyar dolar daha zarar yazacağı ve yeni sermaye artırımına ihtiyacı olacağı söyleniyordu.
Kriz en çok UBS’i vurdu
Kurum Zarar (milyar dolar)
UBS 38
Merrill Lynch 25.1
Citigroup 23.9
HSBC 12.4
Morgan Stanley 11.7
IKB Deutsche 9
Bank of America 8.2
Deutsche Bank 7.4
Credit Agricole 6.5
Credit Suisse 6.3
Washington Mutual 5.8
JPMorgan Chase 5
Wachovia 4.9
Akbank, Web TV hizmetine başladı
04 Temmuz 2008 11:37 | ays1938 | 0 fav | 0 yorum
| etiket:
finansla ilgili ünlü isimlerin katıldığı tv programlarını da izleyebilecekler
,
haber
Akbank,
bankacılık sektöründe Web TV hizmetini başlattı. Akbank’tan yapılan
yazılı açıklamada, Akbank’ın bankacılık sektöründe Web TV hizmetini
başlatan “ilk” banka olduğu bildirildi. Akbank müşterileri,
“www.akbank.com” adresinde dolaşırken ya da internet şubesinden işlem
yaparken ekonomi ve finansla ilgili ünlü isimlerin katıldığı TV
programlarını da izleyebilecekler
10 milyar dolarlık Ergenekon darbesi!
04 Temmuz 2008 09:23 | ays1938 | 0 fav | 0 yorum
| etiket:
haberyurtdışında artan gerginliğe bir de ergenekon soruşturması’ndaki gözaltılar eklenince piyasalarda “kara salı” yaşandı
Yurtdışında artan gerginliğe bir de Ergenekon Soruşturması’ndaki gözaltılar eklenince piyasalarda “Kara Salı” yaşandı
Ufuk KORCAN
Borsa yüzde 5.36 puan düştü. Hisse senetlerinin fiyatı 2 yıl geriye gitti. Dolar 2 kuruş arttı ve 1.25 YTL’ye çıktı. İç ve dış karışıklık nedeniyle yüklü ödemeleri olan Hazine’nin dünkü ihalesine ilgi az oldu
Global ekonomiye ilişkin korkulara bir de Ergenekon Soruşturması’nda yeni gözaltılar eklenince piyasalar tam anlamıyla yangın yerine döndü. Borsa yüzde 5.36 düşerken dolar 1.25 YTL’ye fırladı. Aslında son iki haftada yatırım bankalarından piyasalarda yaşanan sarsıntının daha da derinleşeceği ve “büyük çöküşün” gelmekte olduğu yönünde uyarılar geliyordu. Her geçen gün hem global ekonomi ve enflasyon hem de dev bankalara yönelik endişeler daha da alevlendi. Dün İngiltere ve Euro Bölgesi’nde imalat sektörü satınalma yöneticileri endeksinin beklentilerden çok kötü gelmesi ve ekonomilere ilişkin ortaya koyduğu kara tablo borsalarda çöküşü hızlandırdı. Mortgage krizinden en fazla yara alan banka olan İsviçreli UBS’in 2.5-7 milyar dolar daha zarar yazacağı haberleriyle Dünyanın en büyük hisse senedi piyasalarında kayıplar yüzde 3’lere dayandı. ABD’den sonra Avrupa’nın da ekonomik daralma ve enflasyonun birarada olduğu (stagflasyon) bir döneme girebileceği endişeleri moralleri iyice bozdu. Yurtdışında daha da kötüleşen ortama Ergenekon Soruşturması kapsamında yeni gözaltılar eklenince siyasi belirsizlik tavan yaptı.

Artan siyasi kaygılar nedeniyle İMKB’de kayıp yurtdışına oranla daha da büyük oldu. İMKB-100 Endeksi dün 1.881 puanla 17 Mart’tan bu yana en büyük düşüşünü yaparak 33.208 puana indi. Böylece İMKB’de hisse senedi fiyatları 23.5 ay geriye gitti. Özellikle büyük bankacılık ve holding hisselerine gelen satışlar düşüşte etkili oldu. Yüzde 22.71’e kadar çıkan bono faizleri ise 4 Ekim 2006’dan bu yana en yüksek seviyesine çıktı.
Altında hedef 1.000 dolar
Yurtdışı piyasalardaki gerginliğe rağmen düşüşünü sürdürerek herkesi şaşırtan dolar ise dün 2 kuruş artarak 1.25 YTL’ye kadar tırmandı. Siyasi belirsizliğin havayı iyice bozduğu ifade edilirken Londra kaynaklı yabancı alımlarının dövizde kendini hissettirdiği belirtiliyor.
Doların yurtdışı piyasalardaki zayıf seyri petrol ve altına olan talebin devam etmesine neden oluyor. Önceki gün 143.67 dolara çıkarak rekor kıran ancak daha sonra gerileyen petrolün varil fiyatı dün yeniden yükselişe geçti. New York Borsası’nda ABD hafif petrolünün varil fiyatı 2.5 dolar artarak 142 doları aştı. İsrail’in İran’a saldırabileceğine yönelik artan görüşlerin petrol fiyatının yüksek seyrinin sürmesine neden olduğu belirtiliyor.
Kriz dönemlerinin en gözde yatırım aracı olan altına talep ise yeniden arttı. Petrol fiyatlarındaki rekor yükseliş ve dolardaki düşüş altını 2.5 ay aradan sonra yeniden 930 doların üzerine taşıdı. Citigroup, Mart ayında 1.032 doları gören altın fiyatlarının yılın ikinci yarısında yükselişine devam edeceğini ve 1.000 dolara çıkacağı tahmininde bulundu.
Ufuk KORCAN
Borsa yüzde 5.36 puan düştü. Hisse senetlerinin fiyatı 2 yıl geriye gitti. Dolar 2 kuruş arttı ve 1.25 YTL’ye çıktı. İç ve dış karışıklık nedeniyle yüklü ödemeleri olan Hazine’nin dünkü ihalesine ilgi az oldu
Global ekonomiye ilişkin korkulara bir de Ergenekon Soruşturması’nda yeni gözaltılar eklenince piyasalar tam anlamıyla yangın yerine döndü. Borsa yüzde 5.36 düşerken dolar 1.25 YTL’ye fırladı. Aslında son iki haftada yatırım bankalarından piyasalarda yaşanan sarsıntının daha da derinleşeceği ve “büyük çöküşün” gelmekte olduğu yönünde uyarılar geliyordu. Her geçen gün hem global ekonomi ve enflasyon hem de dev bankalara yönelik endişeler daha da alevlendi. Dün İngiltere ve Euro Bölgesi’nde imalat sektörü satınalma yöneticileri endeksinin beklentilerden çok kötü gelmesi ve ekonomilere ilişkin ortaya koyduğu kara tablo borsalarda çöküşü hızlandırdı. Mortgage krizinden en fazla yara alan banka olan İsviçreli UBS’in 2.5-7 milyar dolar daha zarar yazacağı haberleriyle Dünyanın en büyük hisse senedi piyasalarında kayıplar yüzde 3’lere dayandı. ABD’den sonra Avrupa’nın da ekonomik daralma ve enflasyonun birarada olduğu (stagflasyon) bir döneme girebileceği endişeleri moralleri iyice bozdu. Yurtdışında daha da kötüleşen ortama Ergenekon Soruşturması kapsamında yeni gözaltılar eklenince siyasi belirsizlik tavan yaptı.

Artan siyasi kaygılar nedeniyle İMKB’de kayıp yurtdışına oranla daha da büyük oldu. İMKB-100 Endeksi dün 1.881 puanla 17 Mart’tan bu yana en büyük düşüşünü yaparak 33.208 puana indi. Böylece İMKB’de hisse senedi fiyatları 23.5 ay geriye gitti. Özellikle büyük bankacılık ve holding hisselerine gelen satışlar düşüşte etkili oldu. Yüzde 22.71’e kadar çıkan bono faizleri ise 4 Ekim 2006’dan bu yana en yüksek seviyesine çıktı.
Altında hedef 1.000 dolar
Yurtdışı piyasalardaki gerginliğe rağmen düşüşünü sürdürerek herkesi şaşırtan dolar ise dün 2 kuruş artarak 1.25 YTL’ye kadar tırmandı. Siyasi belirsizliğin havayı iyice bozduğu ifade edilirken Londra kaynaklı yabancı alımlarının dövizde kendini hissettirdiği belirtiliyor.
Doların yurtdışı piyasalardaki zayıf seyri petrol ve altına olan talebin devam etmesine neden oluyor. Önceki gün 143.67 dolara çıkarak rekor kıran ancak daha sonra gerileyen petrolün varil fiyatı dün yeniden yükselişe geçti. New York Borsası’nda ABD hafif petrolünün varil fiyatı 2.5 dolar artarak 142 doları aştı. İsrail’in İran’a saldırabileceğine yönelik artan görüşlerin petrol fiyatının yüksek seyrinin sürmesine neden olduğu belirtiliyor.
Kriz dönemlerinin en gözde yatırım aracı olan altına talep ise yeniden arttı. Petrol fiyatlarındaki rekor yükseliş ve dolardaki düşüş altını 2.5 ay aradan sonra yeniden 930 doların üzerine taşıdı. Citigroup, Mart ayında 1.032 doları gören altın fiyatlarının yılın ikinci yarısında yükselişine devam edeceğini ve 1.000 dolara çıkacağı tahmininde bulundu.
|
|
| OKUYUCU YORUMLARI | Yorum Yapmak İçin Tıklayınız |
|
|
||||||||||||
|
|
|||||||||||||
|
|
||||||||||||
|
|
|||||||||||||
|
|
||||||||||||
|
|
|||||||||||||
|
|
||||||||||||
|
|
|||||||||||||
|
|
||||||||||||
|
|
|||||||||||||
| Toplam 27 yorum yapılmıştır, tüm yorumları o | |||||||||||||
Çekinmeden öpüşüyorlar
İlk defa görüntülendi
27 Haziran 2008 17:16 | ays1938 | 0 fav | 0 yorum
| etiket:
ahmedinejad'ın karısının kaç yaşında olduğu ve isminin ne olduğuda kamuoyu tarafından bilinmiyor.
,
haber
ABD'yle yaşanan gerilimlerle sık sık dünya gündemine gelen İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ı tanımayan yok. Ancak karısıyla ilk defa görüntülendi.
Ahmedinejad Tahran'da bir konferans sırasında konuk cumhurbaşkanını eşiyle birlikte ağırladı Ancak yine de Ahmedinejad'ın karısını tanımak çok zor. Kara çarşaf içinde olan İran first ladysi siyah bir gözlük takmış.
Ahmedinejad'ın karısının kaç yaşında olduğu ve isminin ne olduğuda kamuoyu tarafından bilinmiyor.
Bahçeli'den Fırat'a sert tepki
25 Haziran 2008 15:24 | ays1938 | 0 fav | 0 yorum
| etiket:
haber
,
“akıl tutulması değil vicdan tutulması
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Dengir Mir Mehmet Fırat’a sert tepki gösterdi
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat’a sert tepki gösterdi. Fırat’ın açıklamalarının her yönüyle yüz karası ve utanç vesilesi olduğunu ifade eden Bahçeli, “Burada temel sakatlık bugünkü krizle cumhuriyetin başlangıç yılları arasında kurulmaya zorlanan sebep sonuç ilişkisidir. En büyük özelliği söylediklerini sıkışınca inkar eden bir siyaset anlayışının temsilcisi olan bu kafanın bu yöndeki çabaları çirkin yüzlerini artık saklayamayacaktır.”diye konuştu. Başbakan Erdoğan’ın kapatma davasının açılmasının ardından sergilediği profilin, demokrasi, milli irade ve rejim derdine değil kendi derdine düşmüş bir siyasetçinin görüntüsü olduğunu belirten Bahçeli, “Başbakan Erdoğan esmiş, gürlemiş ancak bunun arkasından tek damla yağmur gelmemiştir” dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis grup toplantısında son siyasi ve ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. Yaşanan yüksek ateşli ve gerilimli kriz ortamının tehlikeli bir mecrada giderek ağırlaşmakta olduğunu, bunun Türkiye’ye çok ciddi bir siyasi ve toplumsal fatura çıkaracağını ifade eden Bahçeli, “sorumlu ve basiretli siyasetin yerini küçük hesaplara dayalı bulanık suda balık avlama siyaseti almıştır.” dedi. Yaşanan süreçte, TBMM’nin gelişmeleri seyirci gibi izlemekle yetindiği eleştirisinde bulunan Bahçeli, “Türkiye Büyük Millet Meclisi, adeta kaderci bir anlayışla bu konuda tam bir atalet içine girmiştir. Siyasi diyalog kanalları açılamamış, demokratik rejimin geleceği şahsi hesapların ve ihtirasların ipoteği altına sokulmuştur” diye konuştu.
“AKIL TUTULMASI DEĞİL VİCDAN TUTULMASI”Bahçeli, grup konuşmasında TÜSİAD’ın konvansiyon önerisini de eleştirdi. Türkiye’nin bugün çok büyük tehlikelere açık, çok ciddi bir bunalımla karşı karşıya olduğunu ifade eden Bahçeli, sivil toplum örgütlerinin krizden çıkış sürecine doğru tespit ve teşhislere dayalı bir değerlendirme yaparak katkıda bulunabileceklerini ifade eden Bahçeli, şunları söyledi:
“Bu yapılmaksızın siyaset sahnesinde yaşananların adı doğru konulmaksızın, bunları ‘kör döğüş’ olarak nitelendirmenin ve sorumluluk açısından muhataplarını açıkça belirtmeden birçok siyasetçinin vahim bir ‘akıl tutulması’ yaşadığını söyleyerek anonim ve toptancı suçlamalarda bulunmanın, ‘fikri namus ve vicdan tutulması’ olacağı unutulmamalıdır. Bugün yaşananların baş sorumlusu olan Başbakan’ı ve hükümetini adres göstermeden, muhatabı belirsiz ortalama suçlamalarla sorumluluğu herkese seyyanen paylaştıran bir yaklaşım, krizden çıkışa hiçbir katkıda bulunamayacağı gibi bunun ciddiye alınması da herhalde beklenemeyecektir.”
Bugüne kadar şahsi ve kurumsal çıkar hesaplarıyla Türkiye’nin her alanda adım adım bir çöküntü ve kriz ortamına sürüklenmesine ses çıkarmayanların şimdi yapmaları gerekenin dürüst ve namuslu bir vicdan muhasebesi olduğunu ifade eden Bahçeli, Türkiye’nin en geniş uzlaşma ile anayasanın yenilenmesine ihtiyacı olduğunu ancak bunun siyasi istikrarın hüküm sürdüğü bir ortamda yapılabileceğini söyledi. Bugün yaşanan kriz ortamında kapsamlı bir anayasa değişikliği için vazgeçilmez ön şart olan siyasi istikrardan bahsedilemeyeceğini söyleyen Bahçeli, “hal böyle iken siyasal ve toplumsal mutabakatı sağlamak için ilk adım olarak anayasa değişikliği önerisiyle ortaya çıkmak ve bunun için ABD ve AB’den alınan ve Türkiye’nin bünyesine yabancı konvansiyon modellerini tartışmaya açmak olsa olsa basiret ve öngörü tutulması olarak görülecektir. Bu konuda kuruluş amaçları ve faaliyet alanları dışında hiçbir kurum ve kuruluşun kendisine özel misyon biçmeye çalışmasının ve kendisini yasama erki yerine koymasının meşru bir temeli olmayacağı unutulmamalıdır” diye konuştu.
“BAŞBAKAN KENDİ DERDİNE DÜŞTÜ”Yaşanan çıkmazın en büyük sorumlusunun Başbakan olduğunu belirten Bahçeli, Erdoğan’ın vakit çok geç olmadan ülkesini ve milletini şahsi ve parti hesaplarının önünde tutan bir durum değerlendirmesi yapması gerektiğini söyledi. Milli irade ile yargıyı karşı karşıya getirmenin hiç kimseye fayda sağlamayacağını kaydeden Bahçeli, Erdoğan’a şu sözlerle yüklendi:
“Başbakan’ın bu süreçte sergilediği profil, demokrasi, milli irade ve rejim derdine değil, kendi derdine düşmüş bir siyasetçinin görüntüsüdür. Başbakan Türkiye’nin geleceğini değil kendi siyasi geleceğini kurtarmak ve ne pahasına olursa olsun dokunulmazlık zırhına bir şekilde tutunmak için çırpınmaktadır. Bu uğurda Türkiye’yi, demokratik rejimi ve partisi feda etmeye hazırdır. Bağımsız aday olma arayışlarına girilmesinin arkasında, kendi kurtarma psikolojisi yatmaktadır. Başbakan’ın hazır olduğunu söylediği alternatif planların tümü, kendisini kurtarmayı amaçlamaktadır. Krizden çıkış arayışlarında kendisini kurtaracak dokunulmazlık kapısı yoksa, Başbakan da bu çabalarda yoktur. Başbakan bunun kendisine hayır getirmeyeceğini, demokrasi dışı zorlamaların Türkiye’ye büyük bir kötülük olacağını artık idrak etmelidir.Türkiye’nin ihtiyacı olan Başbakan’ın oyun planı değil, demokrasinin kurtuluş planıdır.”
“ERDOĞAN ESTİ GÜRLEDİ ANCAK YAĞMADI”
Bahçeli, Başbakan Erdoğan’ın yaşanan süreçte Meclis’in iradesine ipotek koymanın milli iradeye tavır almak olduğunu söylediğini ancak Meclis’in hangi somut adımları atması gerektiği konusunda sessiz kaldığını da ifade ederek “Başbakan Erdoğan esmiş ve gürlemiş ancak bunun arkasından tek damla yağmur gelmemiştir. İçi boş bir milli irade edebiyatı yapan Başbakan, kendi tanımıyla kabul edilemez olan milli iradeye müdahale karşısında, 340 kişilik meclis çoğunluğuyla ne yapacağını açıkta bırakmış ve bu konuda somut ve kararlı bir tavır alma cesaretini gösteremeyerek milletin emanetinden ve bunun korunmasından ne anladığını bir kere daha gözler önüne sermiştir” dedi.
SENARYOLARI DEĞERLENDİRDİ: EVDEKİ HESAP ÇARŞIYA UYMAYABİLİR
Devlet Bahçeli grup konuşmasında, AKP’nin kapatma davasının ardından gündeme gelen senaryoları da değerlendirdi. Senaryoların bir bölümünün AKP kaynaklı olduğunu belirten Bahçeli, “evdeki hesabın her zaman çarşıya uymayabileceği” uyarısında bulundu. Siyasetin en kötü durum senaryosuna şimdiden hazırlıklı olması gerektiğini belirten Bahçeli, şöyle konuştu:
“Sert fırtınaların eseceği böylesine kaygan bir zeminde, bu konularda önceden yapılan planların sorunsuz biçimde uygulamaya konulmasında bazı güçlüklerle karşılaşılması çok muhtemeldir. Kapatılan bir siyasi partinin devamı niteliğinde yeni parti kurulamayacağını amir Anayasa hükmü de bu süreçte hesaba katılması gerekecek bir hukuk süzgecidir. AKP’nin kapatılması halinde bundan sonra başlatılacak yeni bir parti çatısı altında toplanma süreci, bu açıdan hukuki sorunları beraberinde getirebilecektir. Yasak kapsamı dışında kalacak milletvekillerinin yeni partiye topluca katılmaları, yapılacak bir erken genel seçimde topluca aday olmaları ve bu yeni parti oluşumunun yasaklı başbakan tarafından yönlendirilmesi yeni bir kapatma davası için hukuki karine olabilecektir. Fiil ve eylemleriyle partisinin kapatılmasına neden olan ve siyasi yasaklı olarak beş yıl süreyle başka bir partinin üyesi ve yöneticisi olamayacak bir kişinin, bağımsız aday olarak yeniden Meclis’e girmesi ve siyasi yasaklıyken, parti dışından Başbakan olmasının ortaya çıkaracağı garabet ve demokratik rejim açısından doğuracağı tepki ve sonuçlar da üzerinde çok iyi durulması gereken bir faktör olacaktır.”
FIRAT’A SERT TEPKİ
Bahçeli, konuşmasında, Atatürk devrimlerinin Türk toplumu üzerinde travma yarattığını söyleyen AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat’a da tepki gösterdi. Fırat’ın beyanlarının yüz kızartıcı ve utanç vesilesi olduğunu ifade eden Bahçeli, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş esaslarına meydan okuyan bu şahıs; Türkiye’de bugün yaşanan kaosun sorumlusu olarak Atatürk dönemini suçlamak cüretini göstermiş ve ümmetten milli devlete geçiş sürecini bir travma olarak nitelendirerek, cumhuriyetle sorunlu ve kavgalı geçmişinin hıncını bu hezeyanlarla dışa vurmuştur. Burada temel sakatlık bugünkü krizle cumhuriyetin başlangıç yılları arasında kurulmaya zorlanan sebep-sonuç ilişkisidir. En büyük özelliği söylediklerini sıkışınca inkar eden bir siyaset anlayışının temsilcisi olan bu kafanın bu yöndeki çabaları çirkin yüzlerini artık saklayamayacaktır.” Diye konuştu.
“BUNLAR SİYASETTEN TASFİYE EDİLMEDİKÇE TÜRKİYE ÖNÜNÜ GÖREMEYECEK”
Devlet Bahçeli, yaşanan sürecin ‘varlık nedenleri demokrasi olan siyasi partilerin, bunu katletmek için yarışa girdikleri toplu bir siyasi iflas tablosu’ olduğunu savunarak, dış müdahalelere kesintilere ve ara rejim heveslerine karşı korumaya çalıştıkları demokrasinin içerden katledildiğini söyledi. Sorumsuz siyaset anlayışının Türkiye’ye vereceği hiçbir şey kalmadığını ifade eden Bahçeli, “milli vicdanda mahkum olan bu zihniyetler siyaset sahnesinden tasfiye edilmedikçe Türkiye önünü göremeyecektir. Belki bazı siyaset tacirleri için son yurdumuz Türkiye ile ilgili bir gelecek ve ikamet planları olmayabilir. Sığınmayı düşündükleri yerlerde yaşamayı içlerine sindirenler çıkabilir. Ancak biz Türk milleti olarak ne pahasına olursa olsun buradayız” dedi.
“SOSYAL KENELERİN YOL AÇTIĞI ADALETSİZ YAPI…”Bahçeli grup toplantısında ekonomideki gelişmeleri de değerlendirdi. İşsizlik oranının yüzde 10.7’ye çıktığını belirten Bahçeli, “konunun ciddiyetini anlamaktan tamamen uzak olan AKP hükümeti, başka mecralarda kendi yandaşlarını devlet imkanlarıyla zenginleştirmekle meşguldür. Başbakan Erdoğan ve aziz milletimizden geçinen sosyal kenelerin yol açtığı adaletsiz yapı içinde, işsizin, mağdurun sesi ne hazindir ki duyulmamaktadır” dedi, vatan
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat’a sert tepki gösterdi. Fırat’ın açıklamalarının her yönüyle yüz karası ve utanç vesilesi olduğunu ifade eden Bahçeli, “Burada temel sakatlık bugünkü krizle cumhuriyetin başlangıç yılları arasında kurulmaya zorlanan sebep sonuç ilişkisidir. En büyük özelliği söylediklerini sıkışınca inkar eden bir siyaset anlayışının temsilcisi olan bu kafanın bu yöndeki çabaları çirkin yüzlerini artık saklayamayacaktır.”diye konuştu. Başbakan Erdoğan’ın kapatma davasının açılmasının ardından sergilediği profilin, demokrasi, milli irade ve rejim derdine değil kendi derdine düşmüş bir siyasetçinin görüntüsü olduğunu belirten Bahçeli, “Başbakan Erdoğan esmiş, gürlemiş ancak bunun arkasından tek damla yağmur gelmemiştir” dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis grup toplantısında son siyasi ve ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. Yaşanan yüksek ateşli ve gerilimli kriz ortamının tehlikeli bir mecrada giderek ağırlaşmakta olduğunu, bunun Türkiye’ye çok ciddi bir siyasi ve toplumsal fatura çıkaracağını ifade eden Bahçeli, “sorumlu ve basiretli siyasetin yerini küçük hesaplara dayalı bulanık suda balık avlama siyaseti almıştır.” dedi. Yaşanan süreçte, TBMM’nin gelişmeleri seyirci gibi izlemekle yetindiği eleştirisinde bulunan Bahçeli, “Türkiye Büyük Millet Meclisi, adeta kaderci bir anlayışla bu konuda tam bir atalet içine girmiştir. Siyasi diyalog kanalları açılamamış, demokratik rejimin geleceği şahsi hesapların ve ihtirasların ipoteği altına sokulmuştur” diye konuştu.
“AKIL TUTULMASI DEĞİL VİCDAN TUTULMASI”Bahçeli, grup konuşmasında TÜSİAD’ın konvansiyon önerisini de eleştirdi. Türkiye’nin bugün çok büyük tehlikelere açık, çok ciddi bir bunalımla karşı karşıya olduğunu ifade eden Bahçeli, sivil toplum örgütlerinin krizden çıkış sürecine doğru tespit ve teşhislere dayalı bir değerlendirme yaparak katkıda bulunabileceklerini ifade eden Bahçeli, şunları söyledi:
“Bu yapılmaksızın siyaset sahnesinde yaşananların adı doğru konulmaksızın, bunları ‘kör döğüş’ olarak nitelendirmenin ve sorumluluk açısından muhataplarını açıkça belirtmeden birçok siyasetçinin vahim bir ‘akıl tutulması’ yaşadığını söyleyerek anonim ve toptancı suçlamalarda bulunmanın, ‘fikri namus ve vicdan tutulması’ olacağı unutulmamalıdır. Bugün yaşananların baş sorumlusu olan Başbakan’ı ve hükümetini adres göstermeden, muhatabı belirsiz ortalama suçlamalarla sorumluluğu herkese seyyanen paylaştıran bir yaklaşım, krizden çıkışa hiçbir katkıda bulunamayacağı gibi bunun ciddiye alınması da herhalde beklenemeyecektir.”
Bugüne kadar şahsi ve kurumsal çıkar hesaplarıyla Türkiye’nin her alanda adım adım bir çöküntü ve kriz ortamına sürüklenmesine ses çıkarmayanların şimdi yapmaları gerekenin dürüst ve namuslu bir vicdan muhasebesi olduğunu ifade eden Bahçeli, Türkiye’nin en geniş uzlaşma ile anayasanın yenilenmesine ihtiyacı olduğunu ancak bunun siyasi istikrarın hüküm sürdüğü bir ortamda yapılabileceğini söyledi. Bugün yaşanan kriz ortamında kapsamlı bir anayasa değişikliği için vazgeçilmez ön şart olan siyasi istikrardan bahsedilemeyeceğini söyleyen Bahçeli, “hal böyle iken siyasal ve toplumsal mutabakatı sağlamak için ilk adım olarak anayasa değişikliği önerisiyle ortaya çıkmak ve bunun için ABD ve AB’den alınan ve Türkiye’nin bünyesine yabancı konvansiyon modellerini tartışmaya açmak olsa olsa basiret ve öngörü tutulması olarak görülecektir. Bu konuda kuruluş amaçları ve faaliyet alanları dışında hiçbir kurum ve kuruluşun kendisine özel misyon biçmeye çalışmasının ve kendisini yasama erki yerine koymasının meşru bir temeli olmayacağı unutulmamalıdır” diye konuştu.
“BAŞBAKAN KENDİ DERDİNE DÜŞTÜ”Yaşanan çıkmazın en büyük sorumlusunun Başbakan olduğunu belirten Bahçeli, Erdoğan’ın vakit çok geç olmadan ülkesini ve milletini şahsi ve parti hesaplarının önünde tutan bir durum değerlendirmesi yapması gerektiğini söyledi. Milli irade ile yargıyı karşı karşıya getirmenin hiç kimseye fayda sağlamayacağını kaydeden Bahçeli, Erdoğan’a şu sözlerle yüklendi:
“Başbakan’ın bu süreçte sergilediği profil, demokrasi, milli irade ve rejim derdine değil, kendi derdine düşmüş bir siyasetçinin görüntüsüdür. Başbakan Türkiye’nin geleceğini değil kendi siyasi geleceğini kurtarmak ve ne pahasına olursa olsun dokunulmazlık zırhına bir şekilde tutunmak için çırpınmaktadır. Bu uğurda Türkiye’yi, demokratik rejimi ve partisi feda etmeye hazırdır. Bağımsız aday olma arayışlarına girilmesinin arkasında, kendi kurtarma psikolojisi yatmaktadır. Başbakan’ın hazır olduğunu söylediği alternatif planların tümü, kendisini kurtarmayı amaçlamaktadır. Krizden çıkış arayışlarında kendisini kurtaracak dokunulmazlık kapısı yoksa, Başbakan da bu çabalarda yoktur. Başbakan bunun kendisine hayır getirmeyeceğini, demokrasi dışı zorlamaların Türkiye’ye büyük bir kötülük olacağını artık idrak etmelidir.Türkiye’nin ihtiyacı olan Başbakan’ın oyun planı değil, demokrasinin kurtuluş planıdır.”
“ERDOĞAN ESTİ GÜRLEDİ ANCAK YAĞMADI”
Bahçeli, Başbakan Erdoğan’ın yaşanan süreçte Meclis’in iradesine ipotek koymanın milli iradeye tavır almak olduğunu söylediğini ancak Meclis’in hangi somut adımları atması gerektiği konusunda sessiz kaldığını da ifade ederek “Başbakan Erdoğan esmiş ve gürlemiş ancak bunun arkasından tek damla yağmur gelmemiştir. İçi boş bir milli irade edebiyatı yapan Başbakan, kendi tanımıyla kabul edilemez olan milli iradeye müdahale karşısında, 340 kişilik meclis çoğunluğuyla ne yapacağını açıkta bırakmış ve bu konuda somut ve kararlı bir tavır alma cesaretini gösteremeyerek milletin emanetinden ve bunun korunmasından ne anladığını bir kere daha gözler önüne sermiştir” dedi.
SENARYOLARI DEĞERLENDİRDİ: EVDEKİ HESAP ÇARŞIYA UYMAYABİLİR
Devlet Bahçeli grup konuşmasında, AKP’nin kapatma davasının ardından gündeme gelen senaryoları da değerlendirdi. Senaryoların bir bölümünün AKP kaynaklı olduğunu belirten Bahçeli, “evdeki hesabın her zaman çarşıya uymayabileceği” uyarısında bulundu. Siyasetin en kötü durum senaryosuna şimdiden hazırlıklı olması gerektiğini belirten Bahçeli, şöyle konuştu:
“Sert fırtınaların eseceği böylesine kaygan bir zeminde, bu konularda önceden yapılan planların sorunsuz biçimde uygulamaya konulmasında bazı güçlüklerle karşılaşılması çok muhtemeldir. Kapatılan bir siyasi partinin devamı niteliğinde yeni parti kurulamayacağını amir Anayasa hükmü de bu süreçte hesaba katılması gerekecek bir hukuk süzgecidir. AKP’nin kapatılması halinde bundan sonra başlatılacak yeni bir parti çatısı altında toplanma süreci, bu açıdan hukuki sorunları beraberinde getirebilecektir. Yasak kapsamı dışında kalacak milletvekillerinin yeni partiye topluca katılmaları, yapılacak bir erken genel seçimde topluca aday olmaları ve bu yeni parti oluşumunun yasaklı başbakan tarafından yönlendirilmesi yeni bir kapatma davası için hukuki karine olabilecektir. Fiil ve eylemleriyle partisinin kapatılmasına neden olan ve siyasi yasaklı olarak beş yıl süreyle başka bir partinin üyesi ve yöneticisi olamayacak bir kişinin, bağımsız aday olarak yeniden Meclis’e girmesi ve siyasi yasaklıyken, parti dışından Başbakan olmasının ortaya çıkaracağı garabet ve demokratik rejim açısından doğuracağı tepki ve sonuçlar da üzerinde çok iyi durulması gereken bir faktör olacaktır.”
FIRAT’A SERT TEPKİ
Bahçeli, konuşmasında, Atatürk devrimlerinin Türk toplumu üzerinde travma yarattığını söyleyen AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat’a da tepki gösterdi. Fırat’ın beyanlarının yüz kızartıcı ve utanç vesilesi olduğunu ifade eden Bahçeli, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş esaslarına meydan okuyan bu şahıs; Türkiye’de bugün yaşanan kaosun sorumlusu olarak Atatürk dönemini suçlamak cüretini göstermiş ve ümmetten milli devlete geçiş sürecini bir travma olarak nitelendirerek, cumhuriyetle sorunlu ve kavgalı geçmişinin hıncını bu hezeyanlarla dışa vurmuştur. Burada temel sakatlık bugünkü krizle cumhuriyetin başlangıç yılları arasında kurulmaya zorlanan sebep-sonuç ilişkisidir. En büyük özelliği söylediklerini sıkışınca inkar eden bir siyaset anlayışının temsilcisi olan bu kafanın bu yöndeki çabaları çirkin yüzlerini artık saklayamayacaktır.” Diye konuştu.
“BUNLAR SİYASETTEN TASFİYE EDİLMEDİKÇE TÜRKİYE ÖNÜNÜ GÖREMEYECEK”
Devlet Bahçeli, yaşanan sürecin ‘varlık nedenleri demokrasi olan siyasi partilerin, bunu katletmek için yarışa girdikleri toplu bir siyasi iflas tablosu’ olduğunu savunarak, dış müdahalelere kesintilere ve ara rejim heveslerine karşı korumaya çalıştıkları demokrasinin içerden katledildiğini söyledi. Sorumsuz siyaset anlayışının Türkiye’ye vereceği hiçbir şey kalmadığını ifade eden Bahçeli, “milli vicdanda mahkum olan bu zihniyetler siyaset sahnesinden tasfiye edilmedikçe Türkiye önünü göremeyecektir. Belki bazı siyaset tacirleri için son yurdumuz Türkiye ile ilgili bir gelecek ve ikamet planları olmayabilir. Sığınmayı düşündükleri yerlerde yaşamayı içlerine sindirenler çıkabilir. Ancak biz Türk milleti olarak ne pahasına olursa olsun buradayız” dedi.
“SOSYAL KENELERİN YOL AÇTIĞI ADALETSİZ YAPI…”Bahçeli grup toplantısında ekonomideki gelişmeleri de değerlendirdi. İşsizlik oranının yüzde 10.7’ye çıktığını belirten Bahçeli, “konunun ciddiyetini anlamaktan tamamen uzak olan AKP hükümeti, başka mecralarda kendi yandaşlarını devlet imkanlarıyla zenginleştirmekle meşguldür. Başbakan Erdoğan ve aziz milletimizden geçinen sosyal kenelerin yol açtığı adaletsiz yapı içinde, işsizin, mağdurun sesi ne hazindir ki duyulmamaktadır” dedi, vatan




yok böyle becerıksiz bir hükümet
